16 Temmuz 2026

Antrophic in panama projesi doğru mu milyonlarca kitap toplayıp ai ile taradıktan sonra kitapları imha mı ediyorlar?

 Evet, bu iddia kesinlikle doğru. İlk duyulduğunda distopik bir kitap yakma hikayesi ya da abartılı bir internet efsanesi gibi gelse de, yapay zekâ devi Anthropic’in (Claude modelinin geliştiricisi) gizlice yürüttüğü "Project Panama"(Panama Projesi) tamamen gerçektir.

Bu inanılmaz süreç, Ocak 2026'da Washington Post'un, şirkete karşı açılan devasa bir telif davasında gizliliği kaldırılan mahkeme belgelerini yayınlamasıyla gün yüzüne çıktı.

1. Panama Projesi Nedir ve Neden Yapıldı?

Yapay zekâ şirketleri (OpenAI, Meta, Anthropic vb.), modellerini eğitmek için internetteki korsan kitap arşivlerini kullandıkları için yazarlar ve yayıncılar tarafından büyük davalarla karşı karşıya kaldılar. Anthropic de bu davalardan birini kapatabilmek için 1.5 milyar dolarlık tarihi bir tazminat ödemeyi kabul etti.

Ancak yapay zekanın "insan gibi düzgün yazabilmesi" için hâlâ milyonlarca kaliteli kitaba ihtiyacı vardı. Hukukçular yasal bir boşluk buldular:

İlk Satış Doktrini (First Sale Doctrine): ABD telif hukukuna göre, fiziksel bir kitabı yasal olarak satın aldıktan sonra o kitap size aittir. Onu istediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Şirket, bu fiziksel kitapları dijitalleştirip "dönüştürücü bir şekilde" (transformative use - yani doğrudan kopyalamak yerine yapay zekaya öğretmek amacıyla) kullanmanın yasal olarak adil kullanım (fair use) kapsamına gireceğini düşündü.

Bu yasal boşluktan yararlanmak için internetten korsan pdf indirmek yerine, fiziksel kitapları parasıyla satın alıp tarama kararı aldılar.

2. Kitaplar Nasıl "İmha" Edildi? (Tahrip Edici Tarama)

Milyonlarca kitabı tek tek elinizle sayfa sayfa çevirerek taramak aylar, hatta yıllar alırdı. Anthropic, süreci endüstriyel bir hıza ulaştırmak için oldukça agresif ve kitapların "imha edilmesini" gerektiren bir yöntem seçti:

  • Milyonlarca Kitap Toplandı: Şirket, bütçe sıkıntısı çeken kütüphanelerden, ikinci el kitapçılardan (The Strand gibi) ve özellikle Avrupa'daki distribütörlerden milyonlarca fiziksel kitap satın almak için on milyonlarca dolar harcadı. Kitaplar Çekya-Almanya sınırında kurulan dev depolara tırlarla taşındı.

  • Ciltlerin Kesilmesi (Destructive Scan): Kitapları yüksek hızlı tarayıcılara besleyebilmek için endüstriyel hidrolik kesim makineleri kullanıldı. Bu makinelerle kitapların cilt sırtları (omurgaları) düzgünce kesilerek sayfalar birbirinden tamamen ayrıldı. Kitaplar birer "kağıt destesine" dönüştürüldü.

  • Yüksek Hızlı Tarama: Omurgasından ayrılan bu tekil sayfalar, matbaa tipi yüksek hızlı doküman tarayıcılarına verilerek saniyeler içinde dijital metne çevrildi.

  • Geri Dönüşüm (İmha): Tarama işlemi bittikten sonra, sırtı kesilmiş ve artık bir kitap vasfı kalmamış bu milyonlarca sayfa, kâğıt hamuru yapılmak üzere doğrudan geri dönüşüm fabrikalarına gönderildi. Yani fiziksel olarak tamamen imha edildiler.

3. Şirketin Kendi İtirafı: "Bilinmesini İstemedik"

Mahkeme belgelerinde ortaya çıkan en çarpıcı detaylardan biri, Anthropic yöneticilerinin bu durumun yaratacağı halkla ilişkiler (PR) felaketinin son derece farkında olmasıydı. Sızan kurum içi planlama belgelerinde tam olarak şu cümle yer alıyordu:

"Project Panama is our effort to destructively scan all the books in the world. We don't want it to be known that we are working on this."

(Panama Projesi, dünyadaki tüm kitapları tahrip ederek tarama çabamızdır. Bunun üzerinde çalıştığımızın bilinmesini istemiyoruz.)

Milyonlarca fiziksel kitabı satın alıp kelimenin tam anlamıyla "parçalayarak" bir yapay zekaya yedirmek ve ardından geri dönüşüm çöplüğüne atmak, edebiyat dünyasında büyük bir infiale yol açtı. Bu durum, Ray Bradbury'nin ünlü distopyası Fahrenheit 451'in modern ve dijital bir versiyonu olarak yorumlanıyor. ( Kaynak: Gemini )

03 Temmuz 2026

SOUL Deep Forest

Güney Kore Devlet Başkanı Park Chung-hee, 26 Ekim 1979'da gizli servis (KCIA) direktörü Kim Jae-gyu tarafından bir yemek sırasında vurularak öldürüldü. Ünlü şarkıcı Shim Soo-bong, o geceki yemeğin davetlilerinden biriydi ve suikaste (Kore'de "10.26 Olayı") tanık oldu. Shim Soo-bong, Park Chung-hee'nin yakın mesafeden öldürüldüğü o kanlı geceyi bizzat yaşadı ve olay yerinden sağ kurtuldu. Bu travmatik olayın ardından hayatı büyük bir kabusa dönüştü: Tutukluluk ve Tedavi: Olayla ilgili olarak suikastçıyla işbirliği yaptığı şüphesiyle gözaltına alındı ve bir süre hapiste tutuldu, ardından bir ay boyunca akıl hastanesinde zorla tutularak ilaçlı tedaviye maruz bırakıldı. Yayın Yasakları: Olayın birinci elden tanığı olması sebebiyle 1981 yılına kadar televizyon ve radyolarda şarkı söylemesi yasaklandı. Müzikal Dönüş: Yıllar süren baskı ve yakın izlemenin ardından, 1984 yılında piyasaya sürdüğü Men's Boat and Woman's Port isimli hit şarkısıyla muazzam bir geri dönüş yaptı ve ülkenin en sevilen sanatçılarından biri oldu. Suikastın yarattığı psikolojik travmayı uzun yıllar üzerinden atamayan sanatçı, yaşamı boyunca bu karanlık dönemin izlerini taşıdı. Olayla ve dönemin ruhuyla ilgili detaylara Sim Soo-bong Wikipedia adresinden ulaşabilirsiniz.

akasya kokulu sabahlar

ışığa uçar tüm pervaneler

bir daha görmedim